İçeriğe geç →

Gıcık Oluyorum! Yazılar

Yoksa ben uzaylı mıyım yazı dizisi 3: lost olayı

seyretmedim seyretmem dicem ama daha da fena: bikaç bölüm seyrettim en başından, bu ne böyle ya dedim kapattım. seyretmem, hapını yapsalar içmem.

Yorumlar kapalı

Yoksa ben uzaylı mıyım yazı dizisi 2: ya da türkler lüzumsuz işleri sevip akılsız başlarının cezasını çeken evliyalar gezegeninden geliyorlar

bu her zaman olan bişidir… bayramlarda, ya da geçenlerde olduğu gibi okullar falan açıldığında, ara sıra toplu taşıma sistemleri, köprü geçişleri vs ücretsiz olur. Ne hikmetse bu süreçte, otobüse binip akbil basmaya çalışanları, metro girişinde fıldır fıldır jeton arayanları, gişelerde durup durup güvensiz bakışlarla “doğru bişey mi yapıyorum” acaba diyen tüm o insanları bıkkın bir 
sesle cevaplayan biri olur. hatta kimi zaman kızgın bi sesle.

Bu birisi otobüs şöförü, güvenlik görevlisi, oradan geçmekte olan biri, ya da çoğunlukla başka bir vatandaştır. Şöför, zabahtan beri, hatta günlerdir, “geeeeç iiiiiiin geeeeç iiiiiin” demekten artık gevremiş olduğundan ne dediğini zaten kimse anlamaz, “akbili daha hızlı basayım da bu bıkkın adamı daha fazla cozurtmadan arkalara ilerleyim uyarısı bu” deyip akbiline davrananlar çokça görülür.

Nedense bu ülkede BİR TEK ALLAH KULUNUN AKLINA ŞURAYA BİR YAZI ASAYIM DA KİMSE SORMAK ZORUNDA KALMASIN DEMEK GELMEZ. AKBİL MAKİNASINI
KAPATMAK DA GELMEZ. Kimse belediyelerin fan kuluplarına üye değildir, 
kimsenin haber seyretme zorunluluğu yoktur, 
kimse anasından bu tür bilgilerle doğmamaktadır. 
Üstelik Türkçe bilmeyen bir dolu insan, turistler de olabilir. Ama bırakın
İngilizceyi geçtim bakın, TÜRKÇE kardeşim, TÜRKÇE olarak bile kimse iki satır yazı yazmaz. Bu durumda birsürü ruh hali var, hiçbirisi bana ait olmayan, 
ve bana 
hakkatten uzaylı olduğumu hissettiren. Buyrun bakalım:

1. Öyle sabahtan akşama kadar o aynı soruya aynı cevabı bıkmadan, kimi zaman bıkarak, kimi zaman öfkeyle veren görevli adam.
2. Kendisine gayet doğal olarak sorduğu bu soruya karşı trip yapılan, bağrılan, nerdeyse “yuh bilmiyor musun öküz” diye hitap edilen ve buna rağmen bu durumu sineye çeken insan.
3. Akbili bastığı halde, “aaaa niye bastın beleştiiii” dendiği durumda “ya öyle mi tüh” diyen insan.
4. hesapta insanlara kolaylık yaptığını düşünerek beleş ulaşım kararını alan, ama insanlara şuncacık değeri vermediğini iki satır uyarı yazmayarak belli eden çelişkili yönetici insan
5. şu örneği okuyup da hala türk insanının pratik zekasından bahsedebilen ezberci insan
6. bu acaipliği yadırgayaman insan

Bir de benim en dayanamadığım bazı yollar kapatılıp bazı otobüs seferleri iptal edildiği hallerde bile otobüs durağına uyarı yazmayıp orada otuz kişiyi, dayanıklılık seviyelerini ölçmek ister gibi tutan toplu taşıma ustalarıdır. Sona kalana ödül vermek için diycem  ama sona kalanın kim olduğu hiç belli olmaz, çünkü durağa sürekli yeni birileri gelir. Ya bence uzaylılar türk insanının elastikiyeti üzerinde bir takım deneyler yapıyorlar ve sizi macun olarak kullanacaklar, ya da MTV “Boiling Points” yarışmasını Türkiye’de uygulamadan önce fizibilite çalışması yapıyor. İkincisi doğruysa bu durum yakında biter çünkü “burada batarız” deyip giderler, sabredelim.

Yorumlar kapalı

Yoksa ben uzaylı mıyım yazı dizisi 1: Bu adamlara bakan adamlar nereye bakıyor?


Koskaca internetin altını üstüne getirdikten sonra anca ahanda şu yandaki minik resimde aradığımı bulabildim. Ne mi arıyorum: bünyemdeki ZİKONUN YANINDAKİ ADAM sendromunu aktarmakta bana yardımcı olacak bir görsel, kısaca da Zikonun yanındaki adamı arıyorum diyebilirim.

Yoksa ben uzaylı mıyım? Varan biiiiiiiir. Drım drım drım. FB teknik direktörü Ziko; kendisini zık zık TV’de, basın toplantılarında, haberlerde falan filan görüyoruz. Hatta kendisini aslında bitek buralarda görüyoruz. Ama yanında her zaman bu eleman oluyor. Herkes sorusunu buna soruyor, kimin konuşçağını bu belirliyor, Ziko iki tane kelime söylüyor, bu eleman konuştukça konuşuyor, hayat hikayesini anlatıyor. Zikonun kafa kasetçalar gibi masanın üzerinde duruyor, eleman kanlı canlı elini kolunu sallaya sallaya hiç durmadan bıdı bıdı vıdı vıdı. Ben şahsen her zaman bu elemana bakıyorum.

Bu durumda sorarım. Ünlü kimdir, kime denir? Bu basın toplantılarını uzaylılar radyodalgaları yoluyla izleseler, bundan binyıl sonra “nerde o ünlü kıvırcık kafalı adam, sözcünüz nerde, bizi ona götürün” diye gelseler, nasıl hesap verceksiniz? O kasetçalar kılıklı adam ünlüydü siz yanlış anlamışınız mı diyeceksiniz, hayret bişi…

Yorumlar kapalı

kabak çekirdeği

en son karayip şoparları üç filminde hayat sevinci yetmezliğinden can vermek üzereydim ki “bana bişey olmaz len, her filmi yarıda çıkmadan neşeyle seyrederim” efeliğinden vazgeçtim. hemen oracıkta hayatımın geri kalanı olmasını istiyorsam eğer, bu kalanın bekası ile ilgili önemli kararlar almak gerektiğine karar verdim. buna göre,

bir holivud filmini sinemada izleyebilmem için:
a) çocuğumun “baba noluuuuuuur” diye yapışkan bir tonda çınlaması
b) birinin bunu yapmam için bana para vermesi (eğleniyormuşnumarasıyappayı)

gerekir. bunların dışında üçüncü bir seçenek söz konusu değildir. neyse ki şu anda bunların hiçbiri geçerli değil ve pervasızca çekirdek çitletiyorum.

“çekirdek de nerden çıktı?, ne güzel anlatıyodun, bu nasıl konu bütünlüğü?, ne çekirdeği” diyen siz ey zavallılar! daha yazının başlığını bile okumamışsınız, bir de eleştiri oku atıyosunuz. ayıptır..

Yorumlar kapalı