İçeriğe geç →

Kategori: ruh doktorunuz alisamiyenden bildiriyor

ruh doktorunuz alisamiyenden bildiriyor: topluca yemeğe çıkan ofis insanlarında görülen masaları birleştirme sendromu nedir, neden olur, çareleri

bu bölümde, günümüzde ofis insanlarının büyük bir bölümünde görülen “bugün öğlen ne yesek” psikozuna bağlı olarak gelişen “hadi masaları birleştirelim” sendromuna ve bu illetin nedenlerine kısaca değinmek isterim. Masaları Birleştirme Sendromu, sürü halinde avlanan ofis insanlarının, kalabalık olarak adlandırılan yeter sayıya ulaştıklarında görülen, bu rakamın altında kaldıklarında ise görülmeyen, dolayısıyla gizli ve sinsi bir sendromdur.

Bu rakam yetişkinlerde 5 iken çocuk işçi gruplarında 7yi bulabilmektedir. Zira post endüstriyel toplumlardaki yemek masaları genelde en fazla 4 kişinin aynı anda yiyebileceği ebatta tasarlanmaktadır.

5 kişi ve üzerindeki grubumuz yeme mahaline geldiğinde sendrom kendini belli etmeye başlar. Belirtiler aşağıda maddelenmektedir ve tıpkı bu akış sırasında olduğu gibi sırayla ortaya çıkarlar:

1. Yeme mahalindeki masalara bakılıp en büyük olanı gözlerle aranılır (sendrom başlangıcı)
2. Herkesin birlikte oturabileceği tek bir büyük masa yok ise grup üyeleri birbirlerine yardım arayan bakışlarla kısa göz atmalarda bulunurlar (sendorumun resmen ortaya çıktığı andır). Bu bakışma faslı yürekleri dağlar. Kimi zaman bu bakışlar civarda bulunan bir garsona da aktarılır. O sırada garsondan yardım gelmezse, sendorumun derinleşme ve yaralayıcı olma olasılığı vardır. Hastalığın gelişiminde kritik bir aşamadır.
3. Grubun liderliğine soyunan ve bu nahoş durumu sona erdirmek isteyen kişi o sözü söyler: “Masaları birleştirelim”
4. Masalar grup elemanlarının ortak çabası veya garsondan yardım alınmak suretiyle birleştirilir. Birleştirilen masalar üzerinde yapılan bilimsel araştırmalarda masalar arasındaki boşluğun göz ardı edilebilecek bir katsayı olduğu ve sonucu etkilemediği tespit edilmiştir. Yani bu boşluk 1 metre de olsa, 2 santim de olsa, o masalar arada hiç boşluk kalmayacak biçimde bitişik-yapışık hale getirilmelidir. Masalar arasındaki yarım santimlik boşluğun bile tedirginlik yarattığı ve titreme terleme gibi sonuçlara neden olduğu görülür. Masaların birleştiği-tamamen yapıştığı evre sendromun sona erdiği ve grup üyelerinin yalancı bir rahatlama ile yemeye başladıkları son evredir.

Yine masalarını birleştiren topluluklar üzerinde yapılan araştırmalarda masaları birleştirme eyleminin kalabalık gruplardaki iletişimi artırmaya yönelik ekstra bir katkısı olmadığı, masaları birleştirmenin özünde bir placebo olduğu belirlenmiştir. Zira herkes kendi masasındaki kişilerle konuşmakta, birleştirilmiş masadakilerle konuşmamaktadır. Bu durumda masaları birleştirmenin topluluk içi iletişime marjinal faydası yoktur.

Bu sendromun tedirginlik verici ve yıpratıcı etkilerinden korunmak aslında basittir. Yapılması gereken gerçekçi olmak ve tüm günü zaten beraber geçirdiğiniz ofis arkadaşlarınızla öyle güruh halinde konuşacak çok da aman aman birşeyiniz olmadığını fark etmektir.

Yorumlar kapalı

hocam rüyamda plazmam kırıldı, bunun anlamı nolabilir?

gaza gelip, furya olup, etim bu budum bu demeksizin eşekyüküparaya tivi almışsınız. kırılırsa çok üzülürsünüz, hatta hayatınız kayar… evet rüyanızın anlamı bu. şimdi gidin burdan.

rüyanızda sokakta yürürken pantalonunuzun düştüğünü görmüş olsaydınız bunun anlamı plazmanızın kırılacağı olurdu. öyle birşey görmüş olsaydınız da sizin plazma gidiyordu yani. sizin plazma, arkadaşım, her durumda gidicek gibi görünüyor. hayatınızın anlamsızlığı plazma dolaylarında yoğunlaşma yaptığı için yine oralardan bir yerden bollaşma eğilimindesiniz. o yüzden boşuna debelenmeyin.

Yorumlar kapalı

Depresyon Nedir? Neden Olur?

Altına sıçıyorsun. Küçüklüğünü hatırla. Cıvık olucak yalnız, lav gibi paçalarından sıcak sıcak akıcak. Toplum içindesin; insanlar sana bakıp dalga geçecekler diye endişelisin en başta ama bu endişe sanıldığından çok daha çabuk geçer. Daha sıçman bitmeden ilk endişeyi üzerinden atmışsındır. Çünkü insanlar sana dalga geçerek değil, alayla değil, tiksinerek bakmaktadır. Onların alanlarını ihlal etmektesin, bok kokunla canlarını sıkıyorsun, gebermeni tercih ediyorlar, alay edilecek kadar egosal tehdit oluşturabilecek bir durumun yok. Bu noktada suratın düşecek ilkin ama ağlamayacaksın. Bu noktada ağlanmaz. Endişeyle birlikte utanç da geçip gidiyor. Şimdi nefret edilen ve garipsenen bu insanla arandaki bilinçsel ve algısal mesafeyi kat etme zamanıdır.

Bu mesafeyi kat etmek için genellikle işersin. Kakanın yanında iyi gider; doğal refleks. İki yoldaş şu an birlikte yoldalar, sıcak sıcak gidiyorlar. Bunu neden yaptın şimdi? Sıçtığın yetmezmiş gibi bir de işedin.

Çünkü rezilliği maksimize etmek eğilimindesin. İnsan acayip bir yaratıktır. Herşeyi en tepede yaşamak ister. Sanırım içine doğduğu dünya ile uyumsuzluğundan kaynaklanan bir durum. İnsan karmaşık düşünme sistematiği ile kendisini çevrelendiren dünyadaki doğal basitlikle sürekli bir zıtlaşma içindedir. Paper Tigers.. Kendine bu yüzden soyut, bu dünyada karşılığı olmayan ama ancak düşünme sistematiğini tatmin edeceğini düşündüğü idealler icat eder. Maksimizasyon bu yaşam biçiminin doğal bir sonucu.

İşinde bir numara olmak istersin, genel müdür olmak. Nedense herkes Genel müdür olmak ister, bu durumda çalışanlar kim olacaktır belli değil. Zengin olmak istersin ama bunun da “sonunda zengin oldum” sınırı yoktur. Aşk istersin, birine aşık olduğuna kendini ikna edersin, sonra bu da yetmez, o duyguyu daha fazla istersin. Bu süreçtir ki zaten insanları evliliğe falan götürür. Mutluluk isteğinin de bunda etkisi var tabi. Hep daha fazla mutluluk peşindesindir. Bu da sürekli artan bir ivmede beklenir. Sadece bu kadar da değil. Mutsuz olmak istersin; mutsuz olduğunda bunu en şiddetli biçimde yaşamak istersin. Tüm bunlar seni çevrenden, dünyadaki basitlikten ayrıştıracak olan şeyler.

Depresyon işte bak bunun sonucu oluyor. Bir maksimize mutsuzluk arzulama hali. Depresyonun başlangıç noktası neresidir derseniz ise: yukarıdaki hallerden herhangibirinin (zenginlik, aşk, mutluluk vs) maksimizasyonunun aslında önemsiz olduğunu nihayet farkettiğin andır. Aha matrixi gördüm dediğin. Bu noktada bilincin seni kurtarabilmek ve matrikse geri döndürebilmek için tam tersi yönde bir maksimizasyon çabasına girer, başka deyişle minimizasyona, ama yine başka doğrultuda olsa da yine aykırılaşma çabasına: maksimum mutsuzluğa, depresyona gidiyorsun. Hayırlı yolculuklar.

Yorumlar kapalı