İçeriğe geç →

Kategori: prensiplerim var

SON NE OLUR Sorusu Hakkındaki Düşüncelerim

en son ne olur

Diyelim ki bişey koymuşum satışa.

İlk gelen mesaj her zaman şu olur:

SON NE OLUR

Prensiplerim var benim. Bu soruya asla cevap vermem.

Sonra başka bir mesaj daha gelir. Bu mesaja da hiç cevap vermem:

EN SON NE OLUR

Bir tane de şöyle gelmiş. Ama buna da cevap vermeyeceğim:

EN SON KAÇA OLUR

(Epistomolojik bakmazsanız zaten hemen hemen aynı şeyi sormuş)

***

Yav hele bak hele. Ben 100den satacaktım ammaa. Şayet sen gelip, büyük oyunu görüp, son derece zekice bir soruyla oyunu bozmasaydın kardeşim. Çünkü EN SON 50YE OLURDU.

Buraya kadar. Oyun bitti. Artık 50den satmak zorundayım.

Biliyorum, 50den de almayacaksın. Çünkü sen EN SON KAÇA OLUR adamısın. Yaşama amacın bu. Her şeyin EN SON KAÇA OLURUNU öğrenmek. Taa çocukluğundan beri dindirilemez, dizginlenemez bir merak duyuyorsun; break even’a duyulan sonsuz bir açlık.

Çocukken EN SON KAÇA OLUR AMCA derdin
şimdi SON NE OLUR diyorsun
çünkü artık kısa cümleler kuruyorsun
ve ben sana cevap yazmıyorum
Neither amcanım
Nor
NOR?

haydi şimdi faydasız merakını al ve ikile bilinmeyen bir sona doğru
dükkanın önünü kapatma estaban

Yorum Bırak

prensiplerim var: durak taksisi mi : ASLA!!

asla duraktan taksiye binmem. iki elim kanda olsa, ayağım kopsa, gökten kardanadam yağsa, yine de yola kadar sürünür ve yoldan binerim. bu durumda insan sorar: yoldan çevirdiğin taksi de özünde, aslen kendi içinde durak taksisi değil midir? evet olabilir … ama olay taksinin kendi içinde ne tür bir taksi olduğu noktasında düğümlenmiyor. burada taksi dna’sı incelemiyoruz. irdelediğimiz konu, yolcunun istek listesinde yer alabilen “yakına gitmek istemek” ve şöförün beklenti çukurunda kıvranan “cehhennemin dibine gidecek bir kek” beklemek eylemleri arasındaki uçurumda gerili, gerilim dolu bir çamaşır ipidir.

cehennemin dibine gidecek olsam bile yoldan binerim; çünkü durakta bekleyen taksi şöförü sevgi dolu, hayata pozitif bakan, onu olduğu gibi kabul eden bir insan değildir. oysa yolda giden taksi şöförü öyle mi ya… o bir garip sevda yolcusudur.

Yorumlar kapalı

kabak çekirdeği

en son karayip şoparları üç filminde hayat sevinci yetmezliğinden can vermek üzereydim ki “bana bişey olmaz len, her filmi yarıda çıkmadan neşeyle seyrederim” efeliğinden vazgeçtim. hemen oracıkta hayatımın geri kalanı olmasını istiyorsam eğer, bu kalanın bekası ile ilgili önemli kararlar almak gerektiğine karar verdim. buna göre,

bir holivud filmini sinemada izleyebilmem için:
a) çocuğumun “baba noluuuuuuur” diye yapışkan bir tonda çınlaması
b) birinin bunu yapmam için bana para vermesi (eğleniyormuşnumarasıyappayı)

gerekir. bunların dışında üçüncü bir seçenek söz konusu değildir. neyse ki şu anda bunların hiçbiri geçerli değil ve pervasızca çekirdek çitletiyorum.

“çekirdek de nerden çıktı?, ne güzel anlatıyodun, bu nasıl konu bütünlüğü?, ne çekirdeği” diyen siz ey zavallılar! daha yazının başlığını bile okumamışsınız, bir de eleştiri oku atıyosunuz. ayıptır..

Yorumlar kapalı