İçeriğe geç →

Kategori: prensiplerim var

prensiplerim var: durak taksisi mi : ASLA!!

asla duraktan taksiye binmem. iki elim kanda olsa, ayağım kopsa, gökten kardanadam yağsa, yine de yola kadar sürünür ve yoldan binerim. bu durumda insan sorar: yoldan çevirdiğin taksi de özünde, aslen kendi içinde durak taksisi değil midir? evet olabilir … ama olay taksinin kendi içinde ne tür bir taksi olduğu noktasında düğümlenmiyor. burada taksi dna’sı incelemiyoruz. irdelediğimiz konu, yolcunun istek listesinde yer alabilen “yakına gitmek istemek” ve şöförün beklenti çukurunda kıvranan “cehhennemin dibine gidecek bir kek” beklemek eylemleri arasındaki uçurumda gerili, gerilim dolu bir çamaşır ipidir.

cehennemin dibine gidecek olsam bile yoldan binerim; çünkü durakta bekleyen taksi şöförü sevgi dolu, hayata pozitif bakan, onu olduğu gibi kabul eden bir insan değildir. oysa yolda giden taksi şöförü öyle mi ya… o bir garip sevda yolcusudur.

Yorumlar kapalı

kabak çekirdeği

en son karayip şoparları üç filminde hayat sevinci yetmezliğinden can vermek üzereydim ki “bana bişey olmaz len, her filmi yarıda çıkmadan neşeyle seyrederim” efeliğinden vazgeçtim. hemen oracıkta hayatımın geri kalanı olmasını istiyorsam eğer, bu kalanın bekası ile ilgili önemli kararlar almak gerektiğine karar verdim. buna göre,

bir holivud filmini sinemada izleyebilmem için:
a) çocuğumun “baba noluuuuuuur” diye yapışkan bir tonda çınlaması
b) birinin bunu yapmam için bana para vermesi (eğleniyormuşnumarasıyappayı)

gerekir. bunların dışında üçüncü bir seçenek söz konusu değildir. neyse ki şu anda bunların hiçbiri geçerli değil ve pervasızca çekirdek çitletiyorum.

“çekirdek de nerden çıktı?, ne güzel anlatıyodun, bu nasıl konu bütünlüğü?, ne çekirdeği” diyen siz ey zavallılar! daha yazının başlığını bile okumamışsınız, bir de eleştiri oku atıyosunuz. ayıptır..

Yorumlar kapalı